Girişimciliğin İkinci Kuralı: Bulunduğun Yerden Bağımsız Düşünmek
Girişimcilik yolculuğunda herkesin karşılaştığı en büyük engellerden biri, içinde bulunduğu fiziksel veya zihinsel ortamın sınırlarıdır. Oysa büyük fikirler, büyük hayaller ve büyük başarılar çoğu zaman bu sınırların dışına çıkıldığında doğar. Girişimciliğin ikinci kuralı tam da bu noktada devreye girer: Bulunduğun yerden bağımsız düşünebilmek. Eğer sadece doğduğun şehirle, yaşadığın mahalleyle, çevrendeki insanların algısıyla sınırlı bir vizyonla hareket ediyorsan, girişimcilik serüveninde yol almak oldukça zorlaşır. Ama dünya haritasını açıp orada nerede neye ihtiyaç olduğunu düşünerek hareket ediyorsan, işte o zaman gerçek potansiyeline ulaşma şansını yakalarsın.
Sadece Mahallen Değil, Tüm Dünya Senin Pazarın
Eğer bir köyde yaşıyor ve sadece o köyün imkânlarıyla düşünebiliyorsan, girişimcilik fikrinin sınırları da o köy kadar olacaktır. Ancak bakış açını genişletip bulunduğun ilin, ülkenin hatta kıtanın ötesini düşünmeye başlarsan, işte o zaman fikrini küresel bir proje hâline getirebilirsin. Bugün dünyanın dört bir yanında başarılı girişimciler, sadece kendi ülkelerine değil, dünya geneline hitap eden çözümler geliştiriyorlar. Unutma, Google ve artık çok daha fazlası, yapay zekâ gibi araçlar sayesinde oturduğun yerden dünyanın dört bir yanına dair analizler yapabiliyorsun. Bu da artık girişimciliğin coğrafi olarak sınırlı bir faaliyet olmadığını kanıtlıyor.
Mekan Değişince Bakış Açısı da Değişir
Batı Afrika’nın küçük ama potansiyeli büyük ülkesi Gambiya… Türkiye’ye 10 bin kilometre uzaklıkta ama inanın, bazı fikirlerin burada yeşermesi Türkiye’den çok daha kolay. Uçakla 12–13 saatte ulaşabileceğiniz bu coğrafyada birçok sektör henüz gelişme aşamasında. İnşaat, mobilya, yazılım, tekstil… Türkiye’de rekabetin yoğun olduğu bu alanlar burada neredeyse boşta. Bir girişimci için bundan daha büyük fırsat olabilir mi?
Mekan değiştiğinde yalnızca fiziki şartlar değil, düşünme şekli de değişir. Fikrini başka bir ülkede nasıl uygulayabilirim diye düşünmek bile zihinsel bir dönüşüm yaratır. Aynı projeyi Konya’da düşünen biriyle Frankfurt’ta hayal eden birinin vizyonu aynı olmaz. Önemli olan bu farklı vizyonları deneyimleyebilmek. Bazen sadece birkaç saatlik uçuş uzaklığındaki bir ülkede, yıllardır üzerinde düşündüğün projeye ihtiyaç duyuluyor olabilir.
Afrika Gerçekten Sandığınız Gibi mi?
Yıllarca Afrika bize sadece yardım götürülmesi gereken bir yer olarak anlatıldı. Oysa gerçekte Afrika, Avrupa’nın ve Amerika’nın temel kaynaklarının çıktığı zengin bir kıta. Burada genç ve çalışkan bir nüfus var, sanayi yeni yeni şekilleniyor ve pek çok sektörde girişimcilere ihtiyaç duyuluyor. İşçilik maliyetleri düşük, altyapı ihtiyaçları fazla ve rekabet ortamı Türkiye’ye kıyasla oldukça hafif. Bu da demek oluyor ki üretim yapmak, marka oluşturmak ve pazarda yer edinmek çok daha mümkün.
Eğer Türkiye’de daralan bir pazarda üretim yapıyor ve rekabetle başa çıkmakta zorlanıyorsan, alternatif coğrafyalara yönelmek fikrini ciddi olarak düşünmelisin. Belki de aynı projeyi Senegal’de, Gambiya’da, Uganda’da çok daha kolay ve kârlı bir şekilde hayata geçireceksin. Bu sadece bir ihtimal değil; iyi bir araştırma ve cesaretle gerçekleştirilebilir bir hedef.
“Ben Ne Yapabilirim?” Diyorsan…
Girişimcilik çoğu zaman içsel bir sesle başlar: “Ben bunu yapabilir miyim?” Belki de bu sesin en güçlü çıktığı anda kendine şunu sormalısın: “Bu fikri nerede daha iyi uygulayabilirim?” Yapay zekâdan yararlan, market analizi yap, ülke ülke gezmesen bile veri topla, bağlantılar kur. Gerekirse rastgele bir harf seç ve o harfle başlayan bir Afrika ülkesine dair sektör araştırması yap.
Çünkü gerçek şu ki; dünyanın pek çok ülkesinde hâlâ doğru bir girişimci bekleyen boş alanlar var. Sadece İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de sıkışıp kalma. Belki de iş fikrin Paris’te değil, Dakar’da tutacak. Belki de Frankfurt’ta değil, Bamako’da. Kendini bu düşünceye açtığında, dünyanın aslında senin hayallerin için ne kadar büyük ama ulaşılabilir olduğunu fark edeceksin.
Girişimciliğin Sınırı Yoktur
Artık dünya çok daha küçük. Ulaşım kolay, bilgi erişilebilir, teknoloji herkesin cebinde. Bu imkânlar sayesinde girişimcilik artık sadece sermayeye ya da bir şehirde doğmuş olmaya bağlı değil. Asıl farkı yaratan şey, nerede olduğunu değil, nasıl düşündüğünü seçmendir. Bulunduğun yer bir başlangıç noktası olabilir ama bir sınır olmamalı.
Girişimciliğin ikinci kuralı: Bulunduğun köyden, şehirden, ülkeden, kıtadan bağımsız düşünebilmek. Projeni dünyanın hangi köşesinde daha iyi hayata geçirebileceksen, oraya gitmekten ya da orası için düşünmekten çekinmemelisin. Büyük girişimciler, yerinden değil, zihninden yola çıkanlardır.

