Girişimciliğin İkinci Kuralı: İyi Bir Network’e Sahip Olmaktır
İyi bir girişimci olmak istiyorsan, sadece “paran olacak, fikrin olacak, bilgin olacak” diye bir şey yok. Bunların hepsi elbette lazım. Ama bir şey daha var ki bunlar kadar değerli: o da network. Yani kimleri tanıdığın, kimlerin seni tanıdığı, kimlere ulaşabildiğin… Çünkü gün geliyor, ne parayla çözebiliyorsun bir meseleyi ne de bilgiyle. Ama doğru bir kişiyle kurduğun ilişki, seni hiç ummadığın bir yerde kurtarıyor.
Network Kendiliğinden Oluşmaz, Emek İster
Şunu herkes bilmeli: Network denilen şey durduğu yerde oluşmaz. Emek ister. Zaman ister. Samimiyet ister. Kur’an-ı Kerim’de “selamlaşın” denir ya… İşte network de bir selamla başlar. Karşındaki kişiye güven önerirsin, o da sana. Eğer çevrendeki insanlarla selamlaşmazsan, hâl hatır sormazsan, zor zamanında seni kim tanır, kim duyar? Network dediğin, bazen bir hediyeyle, bazen bir kahveyle, bazen bir davetle kuruluyor.
Girişimci Yemeğini Yalnız Yemez
Bir girişimci öğle yemeğini yalnız yemez. Ya misafir et, ya misafir ol. İnsan tanı. İnsan dinle. Konuş. Dert anlat. Çözüm ara. Network sadece iş bağlantısı değildir; aynı zamanda dertleşmektir, yardımlaşmaktır. Girişimcinin gündeminde sadece para kazanmak değil, ümmetin meseleleri, gençliğin sorunları da olmalı.
Bugün dünyada CEO’ya başka bir anlam da yüklüyorlar: Chief External Officer. Yani “ofisin dışındaki adam.” Çünkü network, dışarıda kurulur. Müşterine gidersin, bankana uğrarsın, hammaddeni aldığın firmayı ziyaret edersin, üniversite hocasına danışırsın… Bunların hepsi birer network hamlesidir.
Her İşin Püf Noktası Vardır, Network Onlardan Biri
Bakın bir bakır ustası varmış, kazan dövermiş, pırıl pırıl parlatırmış. Çırağı her şeyi öğrenmiş ama kazanları bir türlü ustası gibi parlak yapamıyormuş. Gidip sorunca, usta sadece soğumadan önce kazanı “püf” diye üflemiş. İşte püf noktası buymuş. Girişimcilikte de öyle, network bazen sizin o “püf”ünüzdür. Bir kelime, bir telefon, bir bağlantı… Hiç ummadığınız bir anda işin kilidini açar.
Sosyal Medya Takipçisi Değil, Samimi Bağlantılar
Bugün sosyal medyada binlerce takipçiniz olabilir. Ama bu bir network değildir. Network dediğimiz şey, yüz yüze gelinmiş, zaman ayrılmış, emek verilmiş ilişkilerdir. Diyelim ki müthiş bir teknoloji fikriniz var ama onu hayata geçirecek mühendisi bulamıyorsunuz. Google’a ilan mı vereceksiniz? O mühendis, tam da doğru zamanda, doğru bağla tanıdığınız biri olabilir. O yüzden network elmas gibidir. Uzun sürede oluşur, parayla satın alınmaz. Bir danışman bulursunuz, olur ama o danışmanın samimiyeti, sizin kurduğunuz ilişki kadar işe yaramaz. Çünkü ilişki samimiyetten doğar.
Network Yatırımdır, Karşılıksız Değildir
Network’e yaptığınız hiçbir yatırım boşa gitmez. Misliyle döner. İnsanlara kapı açarsınız, onlar da size kapı açar. Bu iş öyle “100.000 dolara bir PR şirketine vereyim, bana network oluştursun” diye olmaz. En büyük holdinglerde bile asıl farkı yaratan yöneticiler değil, girişimcinin kendisidir. Çünkü o network’ü o kurmuştur. Emekle, zamanla, samimiyetle…
Network, Girişimcinin Gizli Hazinesidir
Girişimciliğin ikinci kuralı, çok güçlü ve iyi organize edilmiş bir network’e sahip olmaktır. Bu görünmez bir güçtür ama en kritik anlarda devreye girer. Sermaye kadar önemlidir. Bilgi kadar gereklidir. Üstelik sadece senin değil, çevrendekilerin de hayatına dokunur. Bu yüzden her girişimci kendi network’ünü ilmek ilmek örmeli. Çünkü bu yolculuk yalnız yürünmüyor.

