Girişimcilikte Eğitim: Okul Sıralarının Ötesinde Bir Zorunluluk
Girişimcilik denince çoğu insanın aklına sadece bir fikir bulmak ve o fikri hayata geçirmek geliyor. Oysa bir işletmeyi kurduktan sonra asıl mesele başlıyor. Bence girişimcinin en çok üzerinde durması gereken konulardan biri de eğitim. Ama burada kastettiğim eğitim, sadece ortaokulda, lisede ya da üniversitede aldığımız klasik anlamdaki eğitim değil. İş hayatına adım attıktan sonra alınması gereken, alanına özel, pratik ve uygulamalı bilgiler içeren eğitimlerden bahsediyorum. Hatta genç yaşta girişimci olmak isteyen birinin, henüz okurken dahi bu alanlara yönelmesi gerekir. Çünkü eğitim, işe başlamadan önce planlanması gereken bir yatırımdır. Bu yatırım yapılmazsa başarı şansı ciddi oranda düşer.
Ekibi Eğitmek, Kültür İnşa Etmektir
Eğer siz bir girişimci olarak ekibinize yatırım yapmazsanız, onları hedefleriniz doğrultusunda bir kültürle donatmazsanız, uzun vadede başarıya ulaşmanız zorlaşır. Ekibin eğitilmemesi, zamanla bir körlüğe dönüşür ve aynı şeyleri tekrar eden, ilerleyemeyen bir yapı ortaya çıkar. Bugün finansal okuryazarlıktan tutun da pazarlama stratejilerine, tedarik zinciri yönetiminden reklam anlayışına, kurumsal imajdan üretim tekniklerine kadar her biri ayrı bir eğitim başlığıdır. Yani konu sadece teknik bilgi değil, vizyon meselesidir.
“Yahu bizim iş basit, ne eğitimi olacak?” diye düşünmeyin. Her işin bir gelişme alanı, daha iyi yapılan bir örneği vardır. Ve siz sadece araştırıp bunu bulmak ve adapte etmekle sorumlusunuz. İşte bu noktada, gerekirse ekibinizi yurt dışına eğitimlere göndermekten çekinmeyin. Bu bir masraf değil, doğrudan geleceğinize yapılan bir yatırımdır. Nasıl ki makinelerinizi güncelliyor, yeni yazılımlar yüklüyorsanız, aynı şekilde insan kaynağınızı da güncelleyip yeni versiyona geçirmeniz gerekir.
Eğitim Sadece Sınıf Değildir: Deneyim, Etkileşim ve Seyahat de Bir Eğitimdir
Eğitim dediğimiz şey illa bir sınıfta oturup bir sunum dinlemek değildir. Eğitim; bir seyahattir, bir oyun, bir proje, bir deneyimdir. Ekibinizle birlikte katıldığınız bir saha çalışması, bir staj programı ya da bir danışmanın önderliğinde yürütülen bir atölye de başlı başına eğitimdir. Hatta bazen hiç bilmediğiniz bir alana girdiğinizde, o alanda uzman dört-beş kişiyle ekibinizi çalıştırmak, onları izlettirmek, onlardan öğrenmelerini sağlamak en etkili öğrenme biçimlerinden biridir.
Düşünün; bir bankacıyla nasıl konuşulur, hangi konulara dikkat edilir, hangi metrikler önemlidir? Bunların hepsi ciddi birer eğitim başlığıdır. Eğer siz bu bilgileri ekibinize sistemli şekilde aktarmazsanız, zamanla kaliteniz düşer. Ama üç ayda bir, altı ayda bir, yılda birkaç kez yapılacak doğru eğitimler, yıllar içinde sizi benzer tarihte yola çıkan rakiplerinizin önüne taşır.
Eğitimle Fark Yaratmak Mümkün
İki işletmeyi hayal edin. Aynı gün kurulmuş olsunlar. Biri hiç eğitim yatırımı yapmamış, diğeri düzenli aralıklarla ekibini teknik, sosyal, iletişim ve sektör bazlı eğitimlerle beslemiş. Aradan üç yıl geçtiğinde bu iki işletme arasındaki fark devasa olur. Ciro farkı olur, kalite farkı olur, hatta müşteri profili ve insan kaynağı farkı olur. Çünkü insanlar gelişim alanı sunan yerlerde çalışmak isterler. Sadece yüksek maaş değil, gelişim fırsatları da çalışan sadakatini etkileyen temel faktörlerden biridir.
Bunu kamuoyundan da görebilirsiniz. İnsanlar, ekibine yatırım yapan şirketlerde çalışmak için daha heveslidir. Çünkü bilirler ki orada sadece çalışmayacaklar, aynı zamanda gelişecekler. İşte bu yüzden eğitim kültürünü şirketinize entegre etmeniz şart. Eğitim alan bir işletme ile “Zaten biliyor olmanız lazım.” diyen bir işletme arasındaki fark kapanmaz şekilde açılır.
Girişimci Kendini de Eğitmelidir
Tüm bu eğitim yaklaşımının temelinde bir gerçek var: Girişimci sadece ekibini değil, kendini de sürekli geliştirmelidir. Çünkü sistemin merkezi girişimcidir. Onun bakış açısı, gelişme hızı, yeniliğe açıklığı tüm yapıyı etkiler. En basit pozisyondan en üst düzeye kadar herkesin “versiyon yükseltmesi” gerekirken, bu yolculuğun ilk adımı liderden, yani sizden başlar.
Bu yüzden son olarak tekrar hatırlatmak isterim: Eğitim sadece bir görev değil, bir vizyon meselesidir. Ve bu vizyonu oluşturan ilk kişi her zaman girişimcinin kendisi olmalıdır.

