Girişimciliğin İkinci Kuralı: Risk Almaktır
Risk Her Şey Demek Değildir
Girişimcilikte risk almak şarttır ama bu, her şeyi göze almak anlamına gelmez. “Risk alın” dediğimizde, genç girişimciler bazen bunu yanlış anlıyor. Elindeki 100 lirayla 10.000 liralık işe girmeye çalışıyor. Oysa akıllı bir girişimci, elindekini iyi tartar, alacağı riskin sınırını bilir. 100 lirası varsa 500 liralık risk alır. Elindekinin tamamını yakacak bir adım atmaz. Yani mesele, gözü karalık değil; hesaplı cesarettir.
Bir işi kurmadan önce aldığınız risklerle, kurduktan sonra yöneteceğiniz riskler bambaşkadır. Daha başta fikrin doğru olup olmadığından ofisin internetine kadar her detay bir risktir. Bunları küçümsemeyin, çünkü ihmal ettiğiniz en küçük detay bile büyük zararlara yol açabilir.
Parayı Yanlış Okumak da Bir Risktir
Bugün genç arkadaşlarda en sık gördüğüm hata şu: “500.000 TL tahsil ettim, demek ki 500.000 TL kârdayım.” Hayır. O para senin değil. Belki 400.000 TL’si maliyet. Gerçek kârın 100.000 TL. Bu ayrımı yapamazsan, daha işin başında batarsın. Girişimci için risk sadece işin tutup tutmaması değil; parayı, zamanı ve kaynaklarını yanlış yönetme ihtimalidir.
Bir girişimci her zaman zamanını da riske atar, enerjisini de… Beş yıl uğraşırsın, sonunda hiçbir şey elde edemeyebilirsin. Ama mesele zaten buradadır. Bu riski baştan göze alarak yola çıkabiliyorsan, işte o zaman gerçek bir girişimcisin.
Risk, Plansızlıkla Karıştırılmamalı
Bir gemi düşün. Sadece Marmara Denizi’nde yüzebilecek kapasitede. Ama sen onu Karadeniz’e çıkarırsan, batarsın. Bu cesaret değil, bilinçsizliktir. Risk, hesaplanırsa anlamlıdır. Gemi almak bir risktir. Ama sigortasız çalıştırmak, kalifiye eleman koymamak, onu riskli bölgelerde dolaştırmak bambaşka bir şeydir. Bu da plansız risk almaktır.
İş yaparken karşınıza çıkabilecek riskleri öngörmek, önlem almak, hazırlıklı olmak gerekir. Mesela bir hafta sonra ödeme var ama kasanda para yok. Eğer hâlâ rahat oturuyorsan, o zaman sen o riski fark etmemişsin demektir. Bu da seni batırabilecek bir durumdur.

